Bir melek üretimi macerası ( Pterophyllum Scalare)

Sponsorlu Bağlantılar

Bu Makale Özlem SAĞIROĞLU Tarafından Yazılmıştır.

Melek balıklarımı üretme serüvenimi anlattığım bu yazımın ciddi anlamda bilgi veya tecrübe içerdiğini söylemek çok doğru olmayabillir. Bilginin niteliği ve niceliği de kişiden kişiye değişik kisvelere bürünebilir olduğundan bu yazıyı bir anı – hikaye olarak nitelendirmenin doğru olacağı düşüncesindeyim.Doğduğum gün evimizde 3 tane akvaryum varmış anlattıklarına göre. Kendime ait ilk akvaryumum ise 7-8 yaşlar civarında 1 japon balığı 2 kök te amazondan oluşan , babamla plastik bir kutuyu pek çok yerinden delip içine sünger koyarak yaptığımız DIY filtrasyon sistemine sahip 30 litre civarında bir akvaryumdu. Balıklar ve akvaryumlarla tanışmam bu kadar eski olmasına rağmen melek balıkları ile haşır-neşir olma zamanım birkaç seneyi geçmez. 2004 yılında 50 litrelik bir akvaryumda 2 colisa , 2 bal gurami , 2 ayışığı gurami , 2 de 3 benekli guraminin içinde bu kalabalığa ve ciddi sayıda dip balığı türlerine rağmen beğendikleri bir anubias yaprağının üzerine yumurtlayan mermer melek çiftim sayesinde bu türe olan ilgim başladı. Her ne kadar ilgim başladı desem de hayal ettiğim türe özel olan o bitkili akvaryumu kurmam 2008 yılı şubat ayı civarında ancak gerçekleşebildi. Çeşitli araştırma ve günler süren okumalar sonrasında bu tankıma 6 bireylik bir albino çöpçü balığı sürüsü ve vahşi hallerine en çok benzeyen varyetelerden olan 2 adet zebra ve 3 adet double black melek balığı aldım.

bir melek uretimi macerasi pterophyllum scalare 1 Bir melek üretimi macerası ( Pterophyllum Scalare)


Bu hobi için araştırma ve öğrenilen bilgilere dayanarak tedbir almanın önemi ve gerekliliği tartışılmaz olsa da bence biraz da ‘şanslı olmak’ işleri kolaylaştıran bir etmen olarak karşımıza çıkıyor. Bu sefer ilginçtir ki ben de o şanslı olanlardandım. Zebra meleklerim geldiklerinin haftasında eş tutma davranışlarını sergilemeye başladılar.

Birbirlerine karşı gösterdikleri ilgili ve yakın davranışlarının yanı sıra siyah meleklere karşı aldıkları düşmanca tavır dikkatimi çekince daha dikkatli gözlemeye başladım onları.Bu sırada ise ne kadar ‘sosyal’ ve ‘sahiplenen ‘ balıklar olduklarını anlama şansım oldu.

Melek balıklarının en önemli özelliklerindendir bu sahiplenme davranışı. Eşini , yavrusunu , yumurtlamayı düşündüğü bitki veya objesini , bu bitki veya objenin içinde bulunduğu tarafta yaklaşık 50-80 litrelik hacmi , eğer arada sınır oluşturacak bir obje yok ise kontrol edebildiği alan içerisinde kalmak kaydı ile tüm akvaryumu sahiplenen bir balık türü bu melekler. Bunlardan birisini elinden almayagörün ; ( baskın başka bir balık ekleyin veya eşini ayırın örneğin) mutsuzluğuna tanık olacaksınızdır. O mağrur ve kendine güvenli ‘efe’ nin yerine tabiri caizse ‘havlayan ama ısıramayan’ bir yeni yetme geliverir…. Tahttan feragat mutluluktan da feragattir melek balıkları için…

Çiftim bu aşamada sürekli birlikte takılmanın yanı sıra kendilerine bir sınır oluşturma telaşına da kapıldılar. Akvaryumun 1/3 ünü diğer tarafında ayıran bir mango kökünü sınır , 2/3 lük kısmını ise kendilerinin ilan ettiler. Çöpçü balıkları dahil olmak üzere sınır ihlali yapan balıkların hayatını karartmaya ve benim güzel bitkili tankımı bir balık azaphanesi haline dönüştürmeye başladıklarında maalesef çok ta emin değildim yumurtlama olup olmayacağından ; henüz araştırmakla meşguldüm. Dişi ve erkek olduklarını bilmeme rağmen ayırımı bile daha sonraları yapabildim. Asağıdaki çizimlerde Sayın Onur Can Bakır’ın cinsiyet ayrımı için kullandığı yöntem yanında benim buna ek olarak gözlemlerim sonucunda yaptığım bir çıkarım bulunmakta. Kendi yöntemimi genellikle tüp kontrolü ve kafa kontrolüne ek olarak pekiştirmek amacı ile kullanıyorum. Tek başına çok doğru olmayabiliyor.

bir melek uretimi macerasi pterophyllum scalare 2 Bir melek üretimi macerası ( Pterophyllum Scalare)


Şekil 2 Melek balıkalrında cinsiyet ayrımı ( Özlem Sağıroğlu )

Dişinin karnının şişliği , erkeğin gözlerinde iyice belirgin hale gelen kırmızılık , üreme tüplerini görmem ve tüm bu belirtileri bir araya getirebilmem yaprak temizliğini bitirdikleri zamana denk geldi ; geç kalmıştım. İlk yumurtalar ise bu karma tankta bir cumartesi akşamı sürprizi olmak üzere geldi.

Melek balıkları ile sahipleri arasında ilgili besleyenlerin ne demek istediğimi anlayabileceği üzere tuhaf bir duygusal bağ oluşur. Size bakışları ve hareketleri ile pek çok şeyi anlatabilen bu balıklar için iletişim kurmak isteyen akvaristin yapması gereken ise öncelikle gözlemdir. Yem veren kişiyi tanımaktan çok daha fazlası vardır bu iletişimde. Bu bağın benzerini ise çok farklı türlerle tecrübelerim olmasına rağmen sadece astronotlarımla önceleri yaşamıştım.

İşte tam yumurtlamanın akabinde şahit oldum bu bağın kopuşuna. Balıklar için hayatın sadece yumurtaları ve onlara gelecek tehlikeleri önlemekten ibaret olduğu bu dönem ilk deneme olduğundan da sanırım 48 saat sürebildi. Buna etken olan şeylerin içinde tankın içinden yerim olmadığından ayıramadığım diğer balıkların düşman olarak algılanması , gece ışıkları söndürmem sonucu yumurtaları istedikleri gibi görüp gözlemleyemeyen balıkların paniklemesi ve evdeki temizlik sırasında akvaryumun hemen yanında bulunan kapının sürekli açılıp kapanması sonucunda meydana gelen ses ve titreşimi de saymak gerekir.

2. deneme ise yine kısmen hazırlıksız olduğum bir dönemde ilkinden sadece 7 gün sonra gerçekleşti. Henüz üretim tankını almış olmama rağmen hazırlayamamıştım. Akvaristlerin en çok dikkat etmesi gereken konulardan birisi de budur aslında melek balıkları için. Bu balıklar yaşam alanları veya su değerlerinde büyük değişiklikler olmadığı sürece alıştıkları periyodlarda yumurtlarlar. Benim çiftim de tankın değerlerinden memnun olmalı ki hemen aynı bitki yaprağına yumurtladılar. Anne babanın yavrulara bakmasını görmek istediğimden ve okuduklarımdan öğrendiğim kadarı ile bu aşamadan sonra çifti veya yumurtaları başka bir tanka alma şansımın olmadığını bildiğimden yapabileceğim yegane şeyi yaparak tank arkadaşlarını ayırdım yanlarından. Elbette bu aşamada en büyük düşmanları oluvermiştim yine. Elime , elimin gölgesine , sesime her türlü etkene tepki veriyorlardı yine. Saldırgan tavırlarından korkmadığımı anlamaları da uzun sürmedi. Su sıçratarak beni kaçırabileceklerini de bu aşamada keşfettiler. Benzer durumlarda şimdi de ilk denedikleri şeydir su sıçratmak. 3. günün sonunda halen daha yumurtaların yenmemiş , üstelik bir de larva haline gelmiş olduklarını fark ettiğimde yaşam olasılıklarını arttırmak adına akvaryumun çevresini kağıtla kapladım

bir melek uretimi macerasi pterophyllum scalare 3 Bir melek üretimi macerası ( Pterophyllum Scalare)

Gözlemlerimi sürekli tankın üzerindeki bir açıklıktan yaptım. Fotoğrafların da sürekli aynı yerden olması dikkatinizi çekmiştir. Bu yumurtlamada mantarlaşma ise %3 civarındaydı.

bir melek uretimi macerasi pterophyllum scalare 4 Bir melek üretimi macerası ( Pterophyllum Scalare)

6. gün larvalar

Sonradan deneyimlemelerime göre suyun bakteri dengesinin oturmuş olması buna sebep oldu sanıyorum. Oysaki sonraları Kızılırmak suyu sebebi ile çok fazla yavru kaybedecektim…

Yavru bakan bir çift melek balığı, içinde yardımlaşma , dayanışma , çocuk sevgisi , kıskançlık , entrika gibi unsurları bir arada barındıran seyrine doyum olmaz bir film gibidir. Yumurtlama öncesi flört evresinde tanktaki diğer arkadaşlara karşı eşe hissettirilen kıskançlığı , eş tuttukları için sevindiğiniz balıklarınızdan birisinin başka bir balıkla eş tutabilmek için çevirdiği entrikaları , eş değiştirmek için meydana gelen kıyasıya kavgaları ve güçlünün güçsüzü ezerek başroldeki oyuncuyu kendine bağlama çabalarını , yumurtlama için seçilen bölgenin temizlemesinde gösterilen yardımlaşma ve dayanışmayı , bebeklerin uçmasına kadar geçen süreçteki çabaları , uykusuz ve aç kalınan geceler sonrasında yürütülemeyen evlilikleri vb.. birebir seyretme şansınız vardır. Eğer dikkatli bir gözlemci iseniz çok daha ötesini de yakalayabilirsiniz üstelik…

Serbest yüzüşe geçen yavruları tümünün ayaklanmasını bekleyen çiftin ayaklanan yavruları yaprağa tekrar tekrar taşıma seramonisi ise 7. günün sabahı bitti nihayet.. Oysa mantarlaşan yumurtalardan veya ölen yavrulardan sağlıklıları ayırabilmek için sağlıklı olanları sürekli taşımışlardı yapraktan yaprağa. Anne babanın çevresindeki o yavrulardan oluşan bulutu görmek ve sürüden ayrılanlarla birlikte parazit veya zararlı şeylere karşı yavruları ağızlarına alıp temizleme seramonisine tanık olmak ise tam bir görsel şölendi…

Bir akvaristin beslediği canlıların sağlıklı olmasından sonra en çok istediği şeydir ‘torun’ sahibi olmak. Bebeklerin büyüyerek anne babanın sağlıklı kopyaları haline gelmesi ise her sabah dip çekmenin , artemia çıkarabilmek için uğraşılan saatlerin , ısı , temiz ve taze su için harcanan emek ve zamanların da en güzel karşılığıdır üstelik.

Benim bu konudaki sevincim ise maalesef çok kısa – 1 gün kadar – sürebildi. Elimdeki çiftin yumurtlama periyodunun 7-10 gün arasında olmasını göz ardı etmem sonucunda 8. günün sabahı içinde sadece 2 adet yavru ( 200 adetten kalan) ve mideleri şişmiş iki ebeveynden oluşan bir tank manzarası ile karşılaştım. O iki yavruyu da içeriden bir kap bulup gelene kadar çoktan kaybetmiştim maalesef. Okuduğum makaleler ve anektodlarda her zaman yumurtaların mantarlaşması sonucu alınamayan yavrulardan duyulan üzüntü aktarılır. Benim o andaki hayal kırıklığımı ise kelimelerle dile getirmem mümkün değil. Bu sebeple sonraları her zaman öncelikle babayı , sonrasında ise anneyi ayırdım yavrulardan. Babanın tekrar çiftleşme arzusu nedeniyle kaybedilen yavrular için en iyi çözüm olarak bunu uygulamaktayım bir süredir.

Melek balıklarının yumurtlama ritüellerini ve kalitelerini etkileyen birkaç faktör var gördüğüm kadarı ile. Bunlardan elbette en önemlileri balıkların kaliteli kuru ve canlı yem ile yeterince beslenmiş olması , su değerlerinin ve sıcaklığın oturmuş olması. Pek çok yerde su değerlerinin olması gereken aralıklar verilir , sürekli üretim için gerekli bir şey olduğu da yadsınamaz üstelik. Fakat ben hiç test kiti kullanmadım , deneyimlediğim kadarı ile balıkların alıştıkları suyu kullanmak üretim için yeterli olabiliyor. Fakat tankın temizliğinden hiçbir şekilde ödün vermemek te gerekiyor. Özellikle su düzenleyicisi kullanmadığım , Kızılırmak suyuna karışan diğer maddelere düzenleyicinin etki etmediği , tankta torflu saksılar içinde bulunan bitkilerin ve su değerlerinin planarya yı tetiklediği durumlarda ne yaparsam yapayım , ne sağlıklı yumurtlamayı ne de çok sayıda mantarlaşan yumurtayı önleme şansım olmadı ; metilen mavisi kullansam bile.

Hayal kırıklığının da verdiği mutsuzluk ve başıma gelenlerden duyduğum korku ile neden olduğunu o sıralarda anlayamadığım aşırı mantarlaşmanın devam etmesi neticesinde 3. batın yumurtaları ebeveynlerden ayırdım. Kestiğim yapraktaki bozulmamış yumurtaları hava taşı yardımı ile su sirkülasyonunu sağladığım 18 litrelik bir akvaryuma aktardım. Bu süreç yaklaşık olarak haziran ayı başına tekabül etmekte; bu aşamada bilinçsiz olarak yaptığım yegane doğru olan şey ise , bu tankın suyunu damacana ile doldurmamdır. Habersiz olarak şebekeye karıştırılan Kızılırmak suyu neticesinde kaybettiğim onlarca balığıma rağmen yaklaşık 50 adet yavruyu damacana su ile yaşatmayı başardım. Bu sebeplerle damacana suyunu , değerlerinden emin olmadığınız sulara karşı kullanmanızı öneririm.

bir melek uretimi macerasi pterophyllum scalare 5 Bir melek üretimi macerası ( Pterophyllum Scalare)

Yaklaşık 10 günlük yavrular

bir melek uretimi macerasi pterophyllum scalare 6 Bir melek üretimi macerası ( Pterophyllum Scalare)

30 günlükler…

bir melek uretimi macerasi pterophyllum scalare 7 Bir melek üretimi macerası ( Pterophyllum Scalare)

Konu ile ilgili düşüncem ; eğer işin içine ticari bir kaygı girmiyor ise ( üretim odaklı olmak ile üretim amaçlı olmak farklıdır) bu tür ritüellerin kendi doğal gidişatına bırakılmasının doğru olduğudur.Akvaryumlarımızı balıkların doğal ortamlarına benzer şekilde dekore ederken , beslenme diyetlerine uymaya çalışırken , sıcaklık ve su değerlerini bu doğal şartları baz alarak oluşturmaya çalışırken üreme davranışlarına müdahale edilmesi çok doğru gelmiyor bana. Kendi yaptığımdan da balıkları ayırdıktan hemen sonra anne babanın 2 gün boyunca onları aramalarına şahit olmam sebebi ile çoktan pişman olmuştum zaten.

Şu sıralar yaklaşık 80 günlük olan yavrularım ( 40 adet kadar kaldılar )

bir melek uretimi macerasi pterophyllum scalare 8 Bir melek üretimi macerası ( Pterophyllum Scalare)

Yavru bakımında ise yaptığım en büyük hatadır, birkaç günde bir su değiştirmek. Bu sebeple ve tanktaki ( şebeke suyu ile takviye yapana kadar çözemediğim hydra sebebi ile yanık kalan yavrularım oldu. ( %10 kadar) Tankın temizliği ve büyüklüğü , sık ve az yemleme yapmak , sürekli temiz ve taze su ile takviye yapmak ve gerektiği takdirde yavruları boylamak düzgün formlu ve sağlıklı yavrular yetiştirmek açısından kilit noktaları gördüğüm kadarı ile. Kayıplarımdan iki tanesi ise canavar ruhlu bir elma salyangozu sebebi ile oldu. Bu sebeple hatırlatmak isterim ki , elma salyangozunu yavru tankına koyacak iseniz gözleyin.. Aç kalırsa umulmadık işler yapabiliyor maalesef…

Google Aramaları:

Sponsorlu Bağlantılar


facebook


Bir melek üretimi macerası ( Pterophyllum Scalare) Yazısına 5 kişi yorum Yapmıştır. Sizde yorumlarınızı bizimle paylaşabilirsiniz.

  1. mehmet diyor ki:

    Konu güzel olmuşta fotoğraftaki 80 günlük yavrular kesinlikle 80 günlük değiller parazitsiz yavruları bile günde %70 su değişimi 8-10 kez canlı artemia 40 günden sonra artemia ile birlikte dana yüreği yemle bile bu boya 80 günde gelemezler o yavrular en az 4 aylık yada hormon kullanmışsın başka açıklaması yok

  2. mustafa diyor ki:

    ilk başta 70-80 tane vardı yavru ve 5 lt lik şeffaf bir bidonda bakıyordum akvaryumun içinde bir kenarda. 15 günlük olunca ( yani 3 gün önce ) 50 lt lik akvaryuma aldım ve artemia arada da yavru toz yemi verdim. fakat bu 3 gün içinde 15-20 tanesi öldü ve gittikçe bu sayı artıyor. akvaryum büyük oldugu için artemiaları bulamayıp açlıktanmı ölüyorlar yoksa toz yemleri yedikleri için mi anlayamadım. bu konuda yardımcı olabilirmisiniz. tşkler

  3. mustafa diyor ki:

    slmlar. yazdıkların çok akıcı ve anlaşılır. çok güzel olmuş, çok bilgilendim. bende kısıtlı imkanlarla melek yavrusu almaya çalışıyorum. sizin başınıza gelenlerin çoğu benim başımada geldi. fakat yavruları ilk baştan itibaren nasıl ve neyle beslediğinizi anlatmamışsınız. benim yavrularım 10 günlük ve artemia veriyorum ve bayağı zor oluyor. dha kolay yolu varmı. başka ne verebilirim. tşkler

Bu Konu Hakkındaki Düşüncelerini Yazmaya Ne Dersin ?

You must be logged in to post a comment.